Biyoçeşitliliğin Azalması Nedir? Bir Çevre Felaketi Mi, Yoksa Sadece “Naturel” Bir Durum Mu?
Biyoçeşitliliğin azalması… Hani şu uzun, ağır ve “çevre bilincinin” olduğu cümleyi duyduğumuzda çoğumuzun hemen gözünde beliren o yeşil yapraklar, minik kuşlar, zıp zıp zıplayan tavşanlar var ya… İşte, işin kötü tarafı o tavşanlar, kuşlar ve yapraklar giderek azalmaya başladı. Ama tabii, bu durum çok daha derin. Biyoçeşitliliğin azalması nedir? diye sorarsanız, size en net cevabım şu olacak: Doğada var olan tüm canlı türlerinin, özellikle de o çok tatlı olanları, azalması ve kaybolması, yani doğanın resmen “işi yavaşlatması”.
Ve ben de İzmir’de, 25 yaşında bir genç olarak, bu konuda ne kadar bilgi sahibi olsam da hâlâ “yeşil” ya da “eko” insan olmaktan biraz uzak hissediyorum. Çünkü bu konuda kafamda hala bazı sorular var: Ya kuşlar kaybolursa, biz ne yapacağız? Keşke onlara da tatildeyken telefon numaramı versenmişim gibi hissetmiyor muyum bazen?
Biyoçeşitliliğin Azalması: Nedir Bu, Nereden Geldi?
Günlük hayatımızda biyoçeşitlilik hakkında çok konuştuğumuz söylenemez. Ama mesela bir gün, “Aaa, bak bu da kuş!” dediğinde, bir anda etrafındaki insanların gözlerinde kaybolan bir şeyler gördüğünü fark ettin mi? Hani hepimiz kafamızı kaldırıp bakıyoruz, ama o kuşu gerçekten kimse fark etmiyor. Ben de zaman zaman kendimi tek başıma fark ediyorum, “Ya, belki de ben fazla düşünen bir insanım” diye. Ama biyoçeşitlilik azalırken, hepimiz fazlasıyla “sosyal” insanlara dönüşüyoruz.
Biyoçeşitliliğin azalması, aslında basitçe şu demek: Dünyadaki canlı türlerinin sayısının azalması. Evet, o kadar basit. Yani, biz insanların (tabii ki biraz da “ağaçlar” ve “hayvanlar”) sürekli olarak yaşam alanlarını yok etmeleri ve daha fazla betonlaşması yüzünden, doğada yaşayan türlerin sayısı giderek azalmaya başlıyor. Hani “doğaya zarar vermeyelim” dedikleri o koruyucu tavır yok mu, işte aslında biz onun tam tersini yapıyoruz.
Birisi bana biyoçeşitliliğin azalmasını açıklarken, “Çevremizi yaşanmaz hale getiriyoruz” dedi. Dedim ki: “Bunu çevremdeki temizlikçi amca bile söylüyordur.” Şaka bir yana, doğadaki canlıların sayısının azalması, sadece doğayı değil, biz insanları da doğrudan etkiliyor. Hani bitkiler ve hayvanlar olmadan, gerçekten ne yaparız? Yoksa hepimiz konservelere mi dönüyoruz?
Biyoçeşitlilik ve Gündelik Hayat: Burada Neler Oluyor?
İzmir’de bir kafede oturuyorum, arkadaşlarım kafanın içinde kaybolmuşken, ben hala doğayı düşünüyorum. Bir yanda kediler, diğer yanda ise sayılı doğa harikaları. Ya da en basiti, bir tüy kadar ince bir şey. Bir gün parka gittiğinde, birinin aniden “Aaa, bu ağaç ne kadar güzel!” diye bağırması. Hepimiz bunun peşinden, “Ağaç mı? Nerede?” diye bakıyoruz. Meğerse kaybolan ağaç, yıllardır orada olan ağaçmış.
Her an, her şey kaybolabilir. Örneğin, bu yaz bir arkadaşım bana “Kuşlar ne zaman dönecek?” diye sormuştu. “Yani, hiç dönmeyecek gibi hissediyorum” demiştim. Dönmeyecek diyorum çünkü, bir parkta yürürken, aniden bir kuş sesi duydum. O kuş, yıllardır orada olanlardan değil, yeni gelenlerden. Belki de son kuşlardan biridir, kim bilir?
Şimdi, düşünün ki, biyoçeşitliliğin azalması sadece kuşları etkilemiyor. Aynı şekilde, balıklar, böcekler, bitkiler, bunlar da birer kaybolan unsurlar. Hani, meyve ağaçları ve çiçekler bile azalıyor. Evet, doğru okudunuz. Bizim öyle “Ahh, ne güzel bir çiçek!” dediğimiz şey, bir bakmışsınız yok olmuş. E, peki ya biz? Bizim elimizde kalan yalnızca, o eksik çiçekleri sosyal medya hesaplarında paylaşmak mı?
Biyoçeşitliliğin Azalması ve Toplum: Bir Adım Geride Durmak
Biyoçeşitliliğin azalması dediğimizde, bu sadece bir “ecological” meselesi değil, aynı zamanda sosyal bir mesele. Arkadaşımın dediği gibi: “Eğer bir çeşit kayboluyorsa, biz de kayboluyoruz.” Şöyle de diyebilirim: Herkes doğayı, hatta hayvanları, kuşları, bitkileri “takıntı haline getirmiyor” ama bir gün hepimiz o kaybolan türler hakkında düşünmek zorunda kalacağız. İşte, burada sosyal farkındalık devreye giriyor.
Bir gün, ormanda yürürken bir arkadaşım “Biyoçeşitlilik azalıyor ya, fark ettin mi?” demişti. Cevabım şu olmuştu: “Beni bir takma, ben her konuda çok derin düşünen bir insanım, şüpheciyim.” Ama sonra gerçekten düşündüm, “Nereye gitsek, nereye baksak bu mesele bizi buluyor.” O yüzden biyoçeşitliliğin azalması, sadece doğaya değil, bizlere de yansıyor. Her kaybolan tür, birer anı, birer hatıra gibi.
Sonuç: Düşünmek Yetmez, Harekete Geçmek Gerekir
Biyoçeşitliliğin azalması nedir? diye sorduk ama belki de cevabı aramak yetmiyor. Bunun için hareket etmemiz lazım. “Daha fazla ağaç dikmeli, daha az çöp bırakmalıyız” demek kolay ama gerçekten bu meseleyi anlayıp, üzerine düşünmek önemli. Doğayı korumak ve bu süreçte doğru adımlar atmak, hepimizin sorumluluğunda. Yoksa bir gün, bizim de fark etmediğimiz kuşların ve çiçeklerin eksikliğiyle karşılaşabiliriz.
O yüzden, her şeyin biraz daha eksildiğini hissettiğinizde, hep bir şeylerin kaybolduğunu fark ettiğinizde, “Biyoçeşitlilik” hakkında daha fazla bilgi edinmek, yaşam tarzınızı gözden geçirmek önemli. Belki de bir adım daha atmanın zamanı gelmiştir!
“Biyoçeşitliliğin azalması nedir” konusunu beğendiyseniz Guti sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.