Doğru Konuş Ne Demek?
Bunu söyleyen ilk kişi kimdi, hatırlamıyorum. Ama hayatımın belli bir döneminde, özellikle de Ankara’daki üniversite yıllarımda, sürekli duymaya başladım. Hani birinin yaptığı, söylediği bir şey yanlış olduğunda ya da kafa karıştırıcı bir durumda, hep birileri çıkar ve “Doğru konuş!” derdi. Çocukken daha çok anlam veremediğim bir ifadenin aslında ne kadar derin bir anlam taşıdığını zamanla keşfettim.
Ama “doğru konuş” ne demek? Kimi zaman sadece “yanlış söyleme” demek değil mi? Peki ya doğru konuşmak sadece kelimelerle mi olur? Ya da doğru kelimeleri kullanmak yetiyor mu? Gel, bu konuyu biraz açalım.
Çocuklukta “Doğru Konuş” Ne Demekti?
Çocukken, evde en çok duyduğum cümlelerden biri bu olurdu: “Doğru konuş, ne dediğini bilmeden konuşma!” Bir yandan yanlış anlaşılırsam diye kaygılanıyordum, bir yandan da doğru konuşmanın çok ciddi bir sorumluluk gibi olduğunu hissediyordum. O zamanlar tek derdim doğru düzgün “anne” demekti. Ama doğru konuşmanın daha geniş bir anlam taşıdığını yıllar sonra, özellikle de ekonomi okumaya başladığımda fark ettim.
Ankara’nın soğuk bir kış akşamında, bir arkadaşımın söylediği bir söz üzerine bu soruyu tekrar kafamda kurcalamaya başladım. “Doğru konuş” derken, herkesin işine geleni savunduğu, sadece doğruyu söylemenin yetmediği bir döneme girmiştik. Yani doğru konuşmanın bile bir anlamı vardı: Ne kadar yerinde, ne kadar doğru, ne kadar insanı etkileyici?
Doğru Konuşmanın Ekonomik ve Sosyal Boyutları
Ekonomi okuduğum yıllarda, ekonomi literatüründe hep karşıma çıkan bir kavram vardı: Veri ve iletişim. Birçok makalede, doğru iletişim kurmanın iş dünyasındaki etkisinden, doğru verinin doğru şekilde iletilmesinin öneminden bahsediliyordu. Burada da “doğru konuş” kelimesinin anlamı genişliyordu. Çünkü doğru veriyi doğru şekilde iletmek, sadece bir sayının ya da istatistiğin aktarılmasından ibaret değildi.
Bir örnek vereyim: Diyelim ki iş hayatında bir projeye başladım. Projeyi anlatırken kullanılan kelimeler, söylediğim veriler ve bunları nasıl sunduğum, sadece işin sonucunu değil, çalışma ortamımı da etkiliyordu. İyi bir veri sunumu, sadece doğruyu söylemek değil; aynı zamanda mesajın alıcıya nasıl aktarıldığıydı. O yüzden doğru konuşmak, doğru veriyi doğru bağlamda aktarabilmek anlamına geliyordu.
Bir gün işyerinde, şirketin yeni satış hedefleri konuşuluyordu. Herkesin ortalama bir kar marjından bahsettiği bu toplantıda, ben biraz daha derine inip, bazı verileri grafiklerle sundum. Satış rakamları ve kârlar hakkında söylediklerim, sadece sayılar değildi; doğru biçimde sunulmuş, anlaşılır verilere dayalı konuşmalar yapmam, diğerlerinin de kafasında net bir görüntü oluşturdu. Burada “doğru konuşmak” demek, sadece doğru bilgiyi değil, doğru sunumu da yapmak demekti.
Günümüz Dünyasında “Doğru Konuş” Nasıl Değişti?
Günümüzde, doğru konuşmak biraz da algı yönetimiyle ilgili. Kimi zaman doğruyu söylemek yetmiyor; söylediklerinizi doğru şekilde sunabilmeniz ve karşıdaki kişiye doğru şekilde aktarabilmeniz gerekiyor. Özellikle sosyal medyanın etkisiyle, yanlış bilgiler hızla yayıldığından, doğruyu anlatmak daha da kritik hale geldi.
Mesela, sosyal medya üzerinden gelen birçok “doğru konuş” tepkisi aslında belirli bir algı yaratma çabası olarak da görülebilir. Birisi bir konuda bir düşüncesini ifade ettiğinde, doğru ya da yanlış olmasından çok, daha çok insanlar arasında hangi doğruyu kabul ettiğimiz ve bunu nasıl aktardığımız önemli hale geliyor.
Burada da devreye veri girmeye başlıyor. Şirketlerin, devletlerin ve sosyal medya platformlarının yayımladığı doğru verilerin doğru yorumlanması büyük önem taşıyor. Yani doğru konuşmak, doğru veriyi açıklamak, bazen sadece bir pozisyon almakla bitmiyor; bu bilgiyi ne kadar güvenilir ve etkili bir şekilde sunduğunuz da önemli. İşte burada da ekonomi okumuş biri olarak veriye dayalı yaklaşım, “doğru konuşmak” açısından büyük bir fark yaratıyor.
Doğru Konuşmak Gerçekten Mümkün Mü?
Belki de en büyük soru bu: Gerçekten doğru konuşmak mümkün mü? Herkesin doğruyu kabul ettiği bir dil, bir iletişim aracı var mı? Mesela, iş hayatında ya da sosyal medyada “doğru konuşmak” dediğimizde herkesin ortak bir noktada buluştuğu bir doğru var mı?
Bence yok. Çünkü her bireyin kendi doğrusu, kendi bakış açısı, kendi veri algısı var. Bu yüzden doğru konuşmak, doğruyu ifade etmek değil, daha çok karşındaki kişiye en doğru şekilde ulaşabilmektir. Bunu başarmak için hem veriye dayalı olmak hem de duygusal zekâyı devreye sokmak gerekiyor.
Sonuç Olarak
Doğru konuşmak, başlangıçta sadece bir kelimenin doğru olup olmaması gibi basit bir şeymiş gibi görünebilir. Ama aslında doğru konuşmak, çevremizdeki dünyayı doğru anlamak ve ona göre etkili bir şekilde tepki verebilmek anlamına gelir. Bu da sadece dil becerisiyle değil, aynı zamanda veriyi doğru analiz etmek, doğru insanlarla doğru iletişim kurmak ve günümüz dünyasında doğru algıyı yaratmakla ilgilidir.
Her birimiz, doğruyu söylemeye çalışırken bazen yanlış anlaşılabiliyoruz, bazen de karşımızdaki kişi, söylediklerimizi başka şekilde alabiliyor. Ama doğru konuşmanın sırrı, söylediklerimizin ne kadar doğru olduğundan çok, ne kadar anlaşılır ve etkili olduğunda gizlidir.