Baş Göz Etmek: Dilin Gücü ve Toplumsal Anlamı Üzerine Derin Bir Keşif Hepimizin dilinde sıkça yer alan, ancak çoğu zaman anlamı konusunda kafa karıştırıcı olabilen bir ifade var: “Baş göz etmek.” Bu ifadenin ne anlama geldiğini ve neden böyle bir tabir kullandığımızı hiç düşündünüz mü? Şu an belki “Baş göz etmek nasıl yazılır?” diye merak ediyorsunuz ama gelin, biraz daha derinleşelim, çünkü bu ifade sadece bir dil hatasından ibaret değil. Aynı zamanda, dilin ne kadar güçlü ve etkileyici olduğunu, bir ifadenin toplumsal olarak nasıl şekillendiğini ve zamanla nasıl evrildiğini anlatıyor. Bugün, bu deyimi farklı bakış açılarıyla irdeleyip, hem kökenine hem…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Hasköy İlçe Mi? Bir sabah, kahvemi yudumlarken eski bir dostumun mesajı düştü telefonuma: “Hasköy ilçe mi, köy mü?” Hemen bir tebessüm belirdi yüzümde. Bu soru, bana bir zamanlar çok sevdiğim bir anıyı hatırlattı. Düşünsenize, yıllar önce, İstanbul’un karmaşasında bir köşe arıyordum; işte o köşe, Hasköy’dü. Ne ilçe, ne köy, belki de bir yerde hem köy hem de ilçe arasındaki o sıfır noktasında bir yer. Hasköy’ü merak eden dostumla yaptığımız sohbeti hatırladım; o zaman ben de Hasköy’ün tam olarak nereye ait olduğunu, kimlere ait olduğunu tartışıyordum. Ve işte o gün, bu sorunun ardında başka bir soruyu keşfettim: Hasköy, gerçekten bir yerden…
Yorum BırakFilpaye Ne Demek? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir İnceleme Toplumların işleyişini, güç dinamiklerini ve insan ilişkilerini anlamak için dil, bazen en güçlü aracımızdır. Kelimeler, yalnızca iletişimin aracı olmanın ötesinde, bir toplumun değerlerini, ideolojilerini ve toplumsal yapısını yansıtan aynalardır. Bu yazıda, “Filpaye” kelimesini bir siyaset bilimi perspektifiyle inceleyeceğiz. Kelimenin toplumsal anlamını, iktidar ilişkileri ve vatandaşlık bağlamında ele alırken, erkeklerin güç ve strateji odaklı bakış açılarıyla kadınların demokratik katılım ve toplumsal etkileşim odaklı yaklaşımlarını nasıl harmanladığına dair bir tartışma yürüteceğiz. Filpaye: Güç Dinamiklerinin Dilsel Bir Yansıması Filpaye kelimesi, Türkçede genellikle “yalan söyleme” veya “aldatma” anlamında kullanılır. Ancak bu kelimeyi, güç ilişkilerinin ve toplumsal…
Yorum BırakYardımseverlik: Toplumsal Bir Değerin Felsefi ve Sosyolojik İncelemesi Yardımseverlik, insanın diğerlerine yönelik özverili davranışlar sergileyerek onların ihtiyaçlarına duyarlı hale gelmesi olarak tanımlanabilir. Bu kavram, tarihsel olarak bir toplumsal değer olarak şekillenmiş; dini inançlardan sosyal sözleşmelere kadar farklı kültürlerde farklı anlamlar taşımıştır. Yardımseverliğin özünde, bireysel çıkarların ötesine geçerek başkalarının refahını gözetmek vardır. Bu yazı, yardımseverliği eleştirel bir bakış açısıyla inceleyecek; erkeklerin rasyonel-analitik, kadınların ise duygusal-empatik yönelimlerini sosyal bağlamda harmanlayarak, toplumsal işlevselliğini sorgulayacaktır. Yardımseverliğin Tarihsel ve Toplumsal Kökenleri Yardımseverlik kavramı, eski toplumlardan günümüze kadar şekillenen bir olgu olmuştur. Antik Yunan’dan Ortaçağ’a kadar pek çok medeniyet, yardımseverliği erdemli bir davranış olarak kabul etmiştir.…
Yorum BırakGöktürklerde Kadına Ne Denir? Göktürkler hakkında konuştuğumuzda, çoğu zaman aklımıza büyük bir Türk devletinin savaşçı erkekleri ve kahramanlıkları gelir. Ancak, Göktürk toplumunun kadına bakışını tartışmak, bu devletin kültürel ve toplumsal yapısını anlamak için de kritik bir öneme sahiptir. Göktürklerde kadına ne denirdi? Göktürk toplumunda kadının rolü ve ona yüklenen anlamlar, tarihsel ve toplumsal bağlamda ne kadar derin ve çok yönlüydü? Bu yazıda, Göktürklerde kadına verilen değeri ve dildeki karşılıklarını cesur bir şekilde ele alacak, bu konuya dair tartışmalı noktaları masaya yatıracağız. Kadının Yeri: Savaşçı mı, Koruyucu mu? Göktürklerde kadına verilen yer ve rol, hem savaşçı bir halkın hem de ormanlardan,…
Yorum BırakHazımsızlık, sadece mideyi değil, zihin ve ruhu da etkileyebilecek kadar önemli bir rahatsızlıktır. Herkesin hayatının bir döneminde karşılaştığı bu sorunun, çözümü genellikle basit görünüyor: ne yemeliyiz? Ancak, bu soruyu sormadan önce, hazımsızlık meselesini biraz daha geniş bir perspektiften incelememiz gerek. Çünkü, ne yediğimizin yanı sıra, neyi neden yediğimiz, kimlerin bu sorunla daha çok karşılaştığı ve bu durumun toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle nasıl bağlantılı olduğu da önemli. Toplumumuzun yemekle olan ilişkisi, hem fiziksel hem de kültürel bir olgu olarak şekillenir. İster kadın olun, ister erkek; neyi yediğiniz, nasıl yediğiniz ve bunu neden tercih ettiğiniz, sadece kişisel bir tercih değil,…
Yorum BırakBilim ve teknoloji hızla gelişiyor, ancak her ilerleme, beraberinde etik soruları da getiriyor. Birçok bilimsel buluş, insan sağlığını ve yaşam kalitesini artırma amacını güderken, bu süreçte hayvanlar da deneylerde kullanılıyor. Peki, bu deneylerin ahlaki ve etik boyutları nasıl şekillenecek? Gelecekte bu konu, toplumun farklı kesimlerinde farklı bakış açılarıyla nasıl şekillenecek? Erkekler genellikle daha stratejik ve analitik düşünürken, kadınlar ise insan odaklı ve toplumsal etkileri ön planda tutuyorlar. Bu yazıda, bu farklı bakış açılarıyla hayvanların bilimsel deneylerde kullanılmasının gelecekte nasıl bir evrim geçireceğini keşfetmek istiyorum. Erkekler genellikle bilimsel ve stratejik açıdan düşünmeye eğilimlidirler. Bilimsel deneylerin hayvanlar üzerinde yapılması, yeni tedavi yöntemlerinin,…
Yorum BırakŞeyhülislam Dürrizade Abdullah Fetvası: Adaletin ve İnsafın Arasında Bir Seçim Bir zamanlar İstanbul’un tarihi sokaklarında, zengin ve fakir, hükümdar ve halk, herkes aynı gökyüzüne bakarak aynı hayalleri kurardı. Ama hayallerin rengi, her birinin farklıydı. O zamanlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti, büyüklüğü ve kudretiyle dünyaya hükmediyor, fakat içinden geçen bazı meseleler, halkın ruhunu yavaşça sorgulamaya başlıyordu. İşte bu zorlu dönemde, her biri farklı bakış açılarına sahip iki kişi, bir fetvayla karşı karşıya kaldı: Şeyhülislam Dürrizade Abdullah’ın fetvası. İki karakter vardı bu hikâyede. Ali ve Ayşe. Ali, keskin zekâsıyla tanınan, her şeyin mantıklı ve çözüm odaklı bir şekilde halledilmesi gerektiğini düşünen bir adamdı.…
Yorum BırakYaşam tarzı, yalnızca nasıl giyindiğimiz, ne yediğimiz ya da nerede yaşadığımız gibi yüzeysel seçimlerden çok daha fazlasını kapsar. Toplumun bizi şekillendiren normları, değerler, inançlar ve yaşadığımız çevreyle etkileşimimiz yaşam tarzımızı oluşturur. Ancak bu dinamik, yalnızca bireysel tercihlerden ibaret değildir. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi kavramlarla şekillenen yaşam tarzları, sadece bireylerin değil, toplumun ortak yapısının bir yansımasıdır. Bu yazıda, yaşam tarzını toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet ışığında nasıl yeniden ele alabileceğimizi sorgulayacak ve bu bağlamda kadın ve erkeklerin bakış açılarını inceleyeceğiz. Kadınların yaşam tarzı, tarihsel ve kültürel bağlamda büyük ölçüde toplumsal cinsiyet normları tarafından şekillendirilmiştir. Kadınlar, genellikle empati…
Yorum Bırak