Favlandı Ne Demek? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından İnceleme
Sosyal medya kullanımı hayatımıza girdiğinden beri, farklı kavramlar hızla gündelik dilimize yerleşti. Bu kavramlar arasında belki de en fazla dikkat çekenlerden biri “favlandı” oldu. Birçok kişi, bu terimi bir gönderiye beğeni (ya da “favori”) verilmesi olarak biliyor, ancak aslında bu terimin ardında daha derin toplumsal, kültürel ve cinsiyetle ilgili bir dinamik bulunuyor. “Favlandı ne demek?” sorusunu sormak, aslında bir yandan toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle ilgili ne kadar çok şeyi konuşmamız gerektiğini de ortaya koyuyor.
İstanbul’da bir sivil toplum kuruluşunda çalışan biri olarak, sokakta, toplu taşımada, iş yerinde her gün gözlemlediğim sahneler, sosyal medya kültürünün gerçek hayattaki yansımalarını anlamama yardımcı oluyor. Hadi gelin, “favlanmak” kelimesini sadece bir sosyal medya alışkanlığı olarak değil, toplumsal yapılarla ilişkilendirerek inceleyelim.
Favlandı Ne Demek? – Dijital Dünyada Beğenilme
Başlangıçta, “favlandı” aslında çok basit bir şeydi: Birinin sosyal medya gönderisi, başkaları tarafından beğenildiğinde ya da favoriye alındığında kullanılan bir terim. Ancak bu beğeni ya da favori, bir kişinin dijital dünyadaki statüsünü de bir şekilde belirliyor. Ne kadar çok “fav” alırsanız, o kadar popüler, değerli ve görünür oluyorsunuz.
Ancak, “favlanmak” sadece bir dijital eğilim değil. Toplumun, kimlerin daha fazla beğenildiği, kimlerin dijital olarak daha fazla kabul gördüğü konusunda net bir çizgisi var. Bu, toplumsal cinsiyetle ve çeşitlilikle doğrudan ilişkilidir.
Benim gözlemim: Toplumsal cinsiyet normları, kadınların dijital dünyada nasıl beğenildiği, nasıl görünmesi gerektiği konusunda hala belirleyici. Sokakta yürürken, toplu taşımada ya da işyerinde bir kadının, daha çok “görünür” olmak adına ne kadar fazla onay aldığına dair yazılı olmayan bir sosyal düzen var. Bu durum, dijital dünyaya da yansıyor. Kadınların “favlanması” sadece bir estetikten ibaret değil, aynı zamanda toplumun kadınları nasıl gördüğüne dair bir yansıma.
Toplumsal Cinsiyet ve Favlanma: Kadınların Dijital Onayı
İstanbul’daki bir kafede otururken, yan masadaki genç bir kadın telefonunda sosyal medya paylaşımlarını karıştırıyordu. Birkaç fotoğrafını beğenmişti, “bana bu çok favori alır” diyerek gülümsedi. Bu küçük an, toplumsal cinsiyetin dijital dünyadaki yansımasını düşündürttü. Kadınların, hem sokakta hem de sosyal medya platformlarında “görünür” olmak, bazen sadece fiziksel bir beğenilme meselesine indirgenebiliyor.
Birçok kadının, fiziksel görünüşleri üzerinden onaylanmak, beğenilmek zorunda kalması, dijital dünyada da farklı bir yansıma buluyor. Sosyal medyada, estetik ve cinsiyetçi bakış açıları doğrultusunda paylaşılan fotoğraflar ne kadar fazla “favlanırsa”, o kadar “doğru” kabul ediliyor. Bu noktada “favlandı ne demek?” sorusunun derinliği artıyor. Birçok genç kadın, gerçek hayatlarında sosyal baskılara dayanırken, sosyal medya üzerinden de bu baskıları yaşıyor.
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet: Hangi Sesler “Favlanıyor”?
Sosyal medya, aslında sadece toplumsal cinsiyetle ilgili değil, aynı zamanda çeşitlilik ve sosyal adaletle de ilgilidir. Kimlerin daha fazla sesinin duyulduğu, kimlerin dijital dünyada daha fazla yer edindiği sorusu, sosyal adalet kavramıyla doğrudan bağlantılıdır. Özellikle de marjinal grupların sosyal medya üzerindeki temsili, adaletli bir dijital toplum için önemli bir ölçüt.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da toplu taşıma aracında, başörtüsü takan bir kadının, sosyal medyada paylaştığı fotoğrafa gelen beğenilerle ilgili bir sohbeti dinledim. Fotoğraf, oldukça sade bir paylaşımdı; ancak gelen “favlar” ve beğeniler, bu kadının sosyal medyada ne kadar görünür olduğu hakkında çok şey anlatıyordu. Sosyal medyada çeşitliliğin yansıması, aslında gerçek dünyada da çok farklı bir temsili beraberinde getiriyor. Ne yazık ki, farklı etnik kökenlerden, inançlardan ya da kimliklerden gelen bireyler, dijital dünyada daha az “favlanıyor”.
Sosyal medyada daha fazla beğeni almak, toplumsal olarak daha fazla “değerli” kabul edilmek gibi bir durum yaratıyor. Bu da dijital eşitsizliğin bir başka boyutudur.
Gündelik Hayatta “Favlanmak” ve Sosyal Baskılar
Bir yanda, Instagram’da birkaç fotoğrafla popülerleşen insanlar varken, diğer yanda daha az görünür olan, hayatını daha sade yaşayan insanlar var. Aslında bu, sosyal medya dışında da var olan bir dinamiğin dijital dünyadaki yansıması. Sokakta gördüğüm birçok insan, sosyal medya üzerinden beğenilme düşüncesiyle hareket ediyor. Bu düşünce, insanları sürekli olarak dışarıya karşı daha “hızlı, daha güçlü, daha ideal” olma çabalarına itiyor.
Bir gün ofiste bir arkadaşım “Bu akşam ne yapalım?” diye sordu. “Vallahi ben evde takılacağım, dizi izlerim, işte biraz yalnız kalırım” dedim. O anda fark ettim ki, bazen de yalnız kalmak, her şeyi beğenilme zorunluluğundan uzaklaşmak gerekiyor. “Favlanmak” yani dijital onay alma çabası, insanları daha fazla kalabalığa sürüklüyor, ama bazen kalabalık içinde kaybolduğumuzu hissediyoruz.
Sonuç: Favlanmak, Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Adaletin Yansıması
“Favlandı ne demek?” sorusu, aslında modern dünyadaki toplumsal yapıları daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. Bir kişinin dijital dünyadaki onayı, çoğunlukla toplumsal cinsiyet normları, çeşitlilik eksiklikleri ve sosyal adaletin birer yansımasıdır. Sosyal medya ve gerçek dünya arasındaki bu etkileşim, kimlerin daha fazla “görünür” olduğunu, kimlerin daha fazla “beğenildiğini” ya da “favlandığını” belirliyor. Ve bu, sadece bireysel bir mesele değil, toplumsal bir sorundur.